|
KIBRIS HAKKINDA
Kıbrıs
Akdeniz'de
bir adadır
Kuzeyinde 65 km mesafe ile Türkiye,
doğusunda 112 km mesafe ile Suriye,
267 km ile İsrail, 162 km ile Lübnan;
güneyinde 418 km ile Mısır; batısında ise 965 km ile Yunanistan yer almaktadır.
Kıbrıs, Akdeniz'in Sicilya
ve Sardinya'dan sonra üçüncü büyük
adasıdır. Kıbrıs adası 30.33 ve 35.41 enlemleri ve 32.23 ve 34.55
boylamları arasındadır. Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti'nin yüzölçümü 3.355 km²dir. Yaklaşık olarak ada
sahillerinin yarısı Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti sınırları içerisindedir.
Ekilebilen % 45 lik verimli arazinin % 20 si
sulanmaktadır. Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti genelinin % 20 si ormanlık olup yoğun
bir ağaçlandırma programı devam etmektedir.
Bir süre Hitit egemenliğinde kalmış. Yunanistandaki Akalar
tarafından kolonileştirilmiş daha sonrada sırasıyla Roma
ve Bizans yönetimine girmiş. 1571
yılında Türkler tarafından fethedilmiş, 1878
yılında Osmanlı İmparatorluğu'ndan
yıllık 500,000 Amerikan doları karşılığında kiralayan İngilizler
tarafından 1914 yılında işgal edilmiş, 1960
yılında Kıbrıs Cumhuriyeti
adıyla bağımsızlık kazanmış, 1974'de Yunan
darbesi ertesinde Türk Silahlı Kuvvetleri'nin
gerçekleştirdiği Kıbrıs Barış Harekatı
sonucu adada iki ayrı devlet oluşmuştur. Nüfusun
yaklaşık %74'ü Yunan (Rum), %26'sı
Türk'tür.
En büyük şehir Lefkoşa'dır.
Günümüzde ada iki ayrı cumhuriyet tarafından yönetilmektedir:
Bunlar sadece Türkiye tarafından bu adla tanınan Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti ve Türkiye Cumhuriyeti ve
Güney Kıbrıs Rum Kesimi'dir
İklim
Kıbrıs'ın iklimi tipik bir Akdeniz iklimidir.
Yazları uzun ve kurak, kışları kısa ve yağmurludur. Yıllık ortalama
sıcaklık 19ºC'dir (66ºF). Yaz ortası sıcaklık 40ºC (105ºF) civarında
seyretmektedir ve Akdeniz'deki en sıcak deniz olarak ortalama 21ºC'dir
(75 Fº). Kışın hava oldukça yumuşaktır ve yıllık ortalama 500mm yağmur
düşmektedir.Adanın batı yakası doğusundan daha çok yağış alır.
Bitki örtüsü
Yaprağını dökmeyen, çamgiller, turunçgiller, zeytingillerin
yanı
sıra makilik, yaprağını döken ağaç, bodur ağaççıklar, ağaç ve
çalılıklarla değişik çiçek türleri Kıbrıs'ın genel
bitki örtüsünü oluşturur.
Flora
Kıbrıs'ın eşsiz Akdeniz iklimi doğal zenginliğin oluşmasında
büyük
bir etken olmuştur. En yaygın orman tipi ağaç türleri çam, servi, meşe
ve sonradan adada yetiştirilen okaliptüstür. Kıbrıs'ta 150'ye yakın
değişik türde Gramineae out dahil, doğal olarak yetişen tahmini 1900
çeşit çiçekli bitki bulunmaktadır. Dünyada bilinen orkide türlerinden
30'u sadece Kıbrıs'ta yaşamaktadır.
Dünyanın hiçbir yerinde bulunmayan ve yalnız Kıbrıs'ta yetişen
19 bitki türü bulunmaktadır.
Fauna
Kıbrıs gerek adada yaşayan, gerekse kıtalar arasında göç eden
hayvanları barındırması nedeniyle zengin hayvan türüne sahip bir
ülkedir. Kuzey Kıbrıs coğrafik konumu nedeniyle Afrika
ve Doğu Avrupa
arasında kuşların konaklama ve yumurtlama merkezidir. Adada bulunan 350
türden 7 türü endemiktir. Ayrıca 26 farklı çeşit sürüngen ve amfibyum
da yaşamaktadır.
Kıbrıs'ın eşsiz sahilleri ayrıca Akdeniz'de
nesli tükenmekte olan caretta caretta ve chelonia
mydas kaplumbağaları için uygun
yumurtlama merkezleridir.
Karpaz Milli
Parkı'nda 250 civarında özgürce yaşayan yabani eşek
bulunmaktadır.
Kronoloji
-3000 - Neolithic.
648 - Kıbrıs adası Bizans'a tâbi iken ilk
defa Müslümanların istilasına uğramış ve vergiye bağlanmıştı.
760 - Vergilerini aksatması üzerine ada
Abbasî halifesi Harun
ür-Reşid tarafından işgal olunmuş ise de, Bizans İmparatoru Nikefor
Fokas adayı geri aldı.
1192 - 3.Haçlı Seferi sırasında İngiliz
kralı Aslanyürekli
Richard
tarafından Bizanslılardan alınarak Gui de Lisagnan'a verildi ve ada
yönetimi, Venedik yönetimine girene dek onun ve onun soyundan
gelenlerin elinde kaldı.
1489 - Kıbrıs yönetimini Venedik Cumhuriyeti
devraldı. Venedikliler, Memlük Devleti 'ne vergi
verme geleneğini devam ettirdiler. Bu gelenek, Memlük Devleti
Osmanlılara geçtiğinde de devam etti.
1571 - Kıbrıs Osmanlı Devleti tarafından
fethedildi ve ilk Türk yerleşimciler adaya geldi.
1680 - Boyacıoğlu Mehmet bey isyanı.
1712 - Leventlerin isyanı.
1764 - Çil Osman Ağa olayı.
1765 - Dizdar Halil isyanı.
1775 - Oduncu Kör Baki'nin valiliği.
1799 - Yeniçerilerin isyanı.
1821 - Vali Küçük Mehmet'in isyanı
bastırması.Papazların idamı.
1832 - Kalogeris isyanı.
1833 - Gavur İmam isyanı.
1839 - Adanın kurulan "Divan" tarafından
yönetilmesi.
1856 - Divan yönetimi yerine
"Meclis-i-idari" lerin kurulup adanın yönetilmesi.
1878 - Ruslar karşısındaki yenilgide fazla
ödün vermemek
için, ada Britanya İmparatorluğu’na kiralandı. (Osmanlı mülkiyeti devam
ediyor sayılmakla birlikte, yönetim tamamen İngilizlere geçti).
İngilizler adayı yönetmek için "Komiser" tayin ettiler.
1914 - İngiltere adaya tamamen el koydu ve
adaya vali tayin etti.
1923 - Lozan Barış Antlaşması’nın 20.
Maddesi gereğince, Türkiye adanın İngiltere’ye ilhakını kabul etti.
1925 - Kıbrıs Crown Colony olarak ilan
edildi ve adaya ilk Türkiye Cumhuriyeti konsolosu atandı.
1931 - Rumların Enosis
isyanı başladı, Rumlar İngiliz valisinin konağını yakınca İngiliz
politikası sertleşti. Türk cemaati Enosis’e karşı olduğunu açıkladı.
1939 - İkinci Dünya Savaşı başlayınca
İngiltere, Ortadoğu’nun
kontrolü için stratejik önemi olan adayı elinden kaçırmamak için,
özerklik vaadinde bulunacağını yaydı, Rumlar ise Enosis’te kararlıydı.
1943 - İngiltere güdümlü ‘Kıbrıs Adası Türk
Azınlığı Kurumu’ (KATAK) kuruldu, ancak yapısı nedeniyle gelişemedi.
1944 - Doktor Fazıl Küçük, ‘Kıbrıs Milli
Türk Halk Partisi’ni kurdu.
1950 - İkinci Dünya Savaşı’nın ardından
bütün dünyada
kolonilerin tasfiyesi eğilimi yaygınlaşınca, Kıbrıs Rum Ortodoks
Liderliği (18 Ekim’de başına Makarios III seçilmiştir), yoğun bir
kampanyaya girişti. Yunanistan Hükümeti de Birleşmiş Milletler’e
ulusların kendi kaderlerini tayin haklarının Self-determinasyon
Kıbrıs için de uygulanması yolunda başvuruda bulundu.
1954 - Yunanistan, Birleşmiş Milletler’e Self-determinasyon için
başvurdu. Türkiye karşı çıktı. Birleşmiş
Milletler, Yunan talebini reddetti.
1955 - Yunan terör örgütü EOKA
1 Nisan’da adada faaliyete geçti. Rumlar arasında Enosisçi-Anti
Enosisçi çatışması başladı. Türkiye ilk kez sorunda taraf olmayı kabul
etti ve 29 Ağustos’ta Londra’da İngiltere ve Yunanistan’ın
katıldığı toplantıda, Türkiye de temsil edildi. Konferans devam
ederken, EOKA
terörünün Türkleri de hedef almaya başlaması karşısında, İstanbul’da
Türk hükümetinin de göz yumduğu mitingler kontrolden çıktı. Daha
sonraları 6-7 Eylül Olayları
diye anılacak olan yağma ve tahribat, Türkiye’deki Rumlar kadar, diğer
azınlıkları da hedef aldı. Aynı zamanda ‘Ya İstiklal Ya Ölüm’ sloganı
yoğun bir biçimde kullanılmaya başlandı.
1956 - İngiliz Hükümeti, karışıklıkların
baş kışkırtıcısı
sıfatıyla Başpiskopos Makarios’u Seyschelles Adaları’na sürdü.
Birleşmiş Milletler’de Türkiye ilk kez, ‘taksim’ tezini açıkladı.
İngiltere, askeri üssünün kalması koşuluyla ‘self-determinasyon’u kabul
etmeye yanaştı.
1957 - NATO
arabuluculuk görevini üstlenince, EOKA geçici olarak ateşkes ilan etti;
Makarios serbest bırakıldı. 15 Kasım’da TMT kuruldu.
1958 - Kıbrıs’ın İngiliz Milletler
Topluluğu içinde kalmasına ama Türkiye ve Yunanistan’la da
bağlara sahip olmasına dayalı ‘MacMillan Planı’ gündeme geldi.
1959 - İngiltere Başbakanı ve üç devletin
dışişleri
bakanlarının katılımıyla Zürih Antlaşmaları onaylandı. Cemaat
temsilcileri olarak Makarios ve Dr. Küçük de
toplantıya katıldılar. 19 Şubat’ta Türkiye, Yunanistan ve İngiltere Kıbrıs Anayasası'nı
garanti altına aldı. İngiliz üslerinin devamı kabul edildi. Mayıs
ayında Yunanistan Başbakanı ve dışişleri bakanı Türkiye’yi resmen
ziyaret etti ve barış rüzgarları esmeye başladı.
1960 - Kıbrıs Anayasası imzalandı. Adaya
simgesel Türk ve
Yunan birlikleri yerleştirildi. Makarios cumhurbaşkanı, Fazıl Küçük
Cumhurbaşkanı Yardımcısı oldu. Bu arada 27 Mayıs 1960’da
Türkiye’de ordu yönetime el koydu; 1961 seçimleriyle ülkede tekrar
demokrasiye dönüldü.
1963 - Başbakan Karamanlis’in istifası ve
ülkeyi terk
etmesinin ardından Yunanistan sürekli kabine bunalımları geçirmeye
başladı, bu yüzden Kıbrıs üzerinde etkisi azaldı. Makarios kendi
girişimiyle yıl boyunca anayasası değiştirme ve Türk Cumhurbaşkanı
yardımcısının yetkilerini kısma faaliyetlerini arttırdı. Kasım sonunda
ABD Başkanı Kennedy, Makarios’a bundan
vazgeçmesini önerdi. Aralık başında da Türkiye tek taraflı
değişiklikleri kabul etmeyeceğini bildirdi.
21 Aralık’ta Noel katliamı ile EOKA, Türk cemaatine karşı
‘etnik
temizleme ve adadan kaçırma’ politikasını doruğa çıkardı. Eylemleri
1964 Ağustos’unun ortalarına kadar sürdü. 30 Aralık’ta ise Makarios 13
maddelik anayasa değişikliği önerisini açıkladı ama Türkiye buna karşı
olduğunu yineledi.
1967 - Yunanistan’da ordu yönetime el koydu
(Albaylar Cuntası)
ve 1974’e kadar iktidarda kaldı. Subaylar halkın desteğini elde etmek
için Kıbrıs’ta EOKA’ya desteği arttırdılar. Türkler iyiden iyiye gettolara
sıkıştırılmaya başlandı. Yunan ordusunun 15 bin askeri, gayri resmi
olarak adaya yerleştirildi. Türklere karşı sürdürülen soykırımın
kesilmesi için Türk ve Yunan başbakanları arasında düzenlenen toplantı
bir sonuç vermeyince, Türkiye askeri müdahalede bulunacağını açıkladı.
Yunanlılar üç Türk köyünden geri çekilirken arkalarında 24 ölü
bıraktılar.
TBMM hükümete müdahale yetkisi verdi. Türk uçakları Kıbrıs
üzerinde
uçmaya başladı. Donanma ve çıkarma birlikleri harekete geçti. ABD’nin
arabuluculuğuyla Yunan birliklerinin geri çekilmesi sağlanınca, Türk
harekatı durduruldu. 1964’ten beri Türkiye’de bulunan Rauf Denktaş
gizlice adaya gitti. Denktaş, Yunanlılarca tutuklandı ama Türkiye ve
ABD’nin baskısıyla iade edildi.
15 TEMMUZ 1974 - Yunanlı subayların
yönettiği Ulusal Muhafız Örgütü, Cumhurbaşkanı Makarios’u devirdi ve
EOKA-B önderi Nikos Sampson’u
‘cumhurbaşkanı’ ilan etti.
Adadaki İngiliz üssüne sığınan Makarios, Kıbrıs’ı terk etmek
zorunda
kaldı. Bu suretle Enosis’in gerçekleştirilmek istendiğini anlayan
Başbakan Ecevit, garanti anlaşması uyarınca, İngiltere’yi ortak eyleme
davet etti. İngiltere’nin katılmaması üzerine,
19 Temmuz’da Türk çıkarma gemileri denize açıldı
20 Temmuz’da denizden çıkarma ve havadan indirmelerle Girne
bölgesi
kontrole alındı. Ancak Yunan birliklerinin adada garantör olarak
bulunan Türk birliğine saldırması çarpışmaları bütün ada yüzeyine yaydı.
22 Temmuz’da Birleşmiş Milletler’in çağrısına uyularak ateş
kesildi.
Bu girişim sonucu, Kıbrıs’ta Nikos Sampson, Yunanistan’da ise askeri cunta
devrildi ve Yunanistan demokrasiye döndü. Ancak Kıbrıs’ta dağınık
durumdaki Türklerin güvenliği sağlanamadığı gibi, Girne’deki Köprübaşı
da Türk ordusu için yeterli güvenceye sahip değildi.
16 AĞUSTOS 1974 - Cenevre’de sürdürülen
barış görüşmelerine
rağmen Yunanistan hiçbir uzlaşmaya yanaşmak niyetinde olmadığını
gösterdi.Aksine köylerdeki Türkleri öldürmeye devam ettiler. Bunun
üzerine Türk ordusu adanın yüzde 37’sini kontrol altına alacak kadar
ilerledikten sonra ikinci harekatı sona erdirdi.
1975 - 13 Şubat’ta, Kıbrıs Türk Federe Devleti’ni
kuruldu. Aynı yıl içerisinde bir de nüfus mübadelesi gerçekleşti. Bu
mübadele ile Kıbrıs’ın Güney kesimindeki Türkler, kuzey kesimine; kuzey
kesimindeki Rumlar da güney kesimine geçti. Nüfus mübadelesi BM
gözetiminde gerçekleşti. Çeşitli kaynaklara göre bu tarihten günümüze
kadar, Türkiye’den Ada’ya 30-40 bin civarında Türk yerleşimci
gönderilmiş durumda.
1977-79 - Denktaş-Makarios(1977) ve Denktaş-Klerides
(1979) ile Doruk Anlaşmaları imzalandı. Bu anlaşmalarla, Kıbrıslı
Rumlar ilk kez iki kesimli, iki toplumlu federal bir çözümü
benimsiyordu.
1982 - Papandreau, 1981 Ekim’inde
Yunanistan’daki seçimleri
kazandıktan hemen sonra, Şubat 1982’de Kıbrıs’a gitti ve buradaki
konuşmasında “Kıbrıs’ın Helenizmin bir parçası” olduğunu söyleyerek,
Kıbrıs sorunu ile ilgili bütün tarafların katılacağı bir “uluslararası
konferans” toplanması gerektiğini ekledi.
BM Genel Kurulu, Rum tarafının başvurusu üzerine Ada’daki
“işgal
ordusu”nun derhal çekilmesini ve mültecilerin “isteğe bağlı olarak”
geri dönmelerini tavsiye eden kararını aldı. Bunun üzerine KTFD
Meclisi, 17 Haziran’da radikal bir adım atarak “Kıbrıs toplumunun
self-determinasyon hakkı”na ilişkin bir karar aldı.
1983 - 15 Kasım 1983’te, KTFD Meclisi, Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti
adında bağımsız bir devlet kurulduğunu dünyaya ilan etti. Kuzey Kıbrıs
Türk Cumhuriyeti’nin kurulması, Rum tarafının, Yunanistan’ın ve Batılı
devletlerin yanısıra BM Güvenlik Konseyi’nin de tepkisini çekti.
Güvenlik Konseyi, 18 Kasım’da aldığı bir kararla bağımsızlık
kararını kınadı. Türkiye’ye yakın bazı devletler Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti’ni tanımanın eşiğine gelmişlerdi ki, ABD ve İngiltere’nin
baskıları ile bu kararlarından vazgeçtiler. 13 Mayıs 1984’te de BM
Güvenlik Konseyi 550 sayılı kararı ile Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti’nin ilanını ayrılıkçı bir hareket olarak tanımladı.
1984-1990 - Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti’nin kurulmasından
sonra toplumlararası görüşmeler yeniden başladı. Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti kurulurken, 1977-79 Doruk Anlaşmalarına atıfta bulunularak,
iki toplumlu, iki kesimli federal bir çözüme kapılar açık bırakılmıştı.
Görüşmeler sürecinde; New York’ta 17 Ocak 1985’te ve 29 Mart 1986’da BM
Genel Sekreteri’nin hazırlamış olduğu ‘Kıbrıs Üzerine Anlaşma Taslağı’,
Kıbrıs Türkleri tarafından kabul edilip, Rumlar tarafından reddedildi.
22 Mayıs 1987’de AB ve ‘Kıbrıs’, 18 aylık görüşmeler sonucunda Gümrük
Birliği protokolü başlattı. Ocak 1988’de Anlaşmanın tüm Ada’yı
kapsamasına karar verildi. 1990’daki iki taraf arasındaki New York
Zirvesi de başarısızlıkla sonuçlandı.
1990 - BM Güvenlik Konseyi, bu tarihte 649
sayılı kararını
aldı. Bu kararla BM, Ada’daki her iki tarafı da, kabul edilebilir bir
çözüm bulma yolunda çaba göstermeye çağırdı. Aynı karar böyle bir
çözümün iki toplumlu, iki kesimli bir anlayışa sahip olması ve çözümün
siyasi olarak iki eşit toplum liderinin direkt görüşmeleri yoluyla
sağlanması gerektiğini vurguladı. Kararın, Kıbrıs Sorunu’nu 1974’te
değil de, 1960’lara hatta öncelerine dayandırması bir başka önemli
nokta idi. 1990 Temmuz’unun ilk haftası içinde Kıbrıs Rum Yönetimi
“Kıbrıs” adına AB’ye üyelik için başvurdu. BM’nin ve Türk tarafının
uyarılarına rağmen topluluk 11 Eylül 1990’da bu başvurunun normal süreç
içinde değerlendirilmesini kararlaştırdı.
1991 - Turgut Özal, 1991’de Kıbrıs
konusunda bir ‘dörtlü
konferans’ toplanmasını önererek, o güne kadar sorunun iki toplum
arasında görüşülmesi gerektiğini savunagelmiş olan Türkiye’nin bu
anlayışına da değişiklik getirdi. Özal’ın önerisine göre Kıbrıs sorunu;
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kıbrıs Rum Yönetimi, Türkiye ve
Yunanistan arasında ele alınmalıydı. 28 Haziran 1991’de BM Genel
Sekreteri Perez de Cuellar,
BM Güvenlik Konseyi’ne sunduğu raporda Türkiye’nin önerdiği Dörtlü
Doruk Toplantısı’nı kabul ettiğini belirtti.
1992 - 100 paragraftan oluşan BM Fikirler
Dizisi, tarafların
onayına sunuldu. New York’ta sürdürülen görüşmelerin ardından, BM Genel
Sekreteri Butros Gali,
toprak düzenlemeleri ve anayasal konuların tümünü kapsayacak bir paket
anlaşma hazırladı. Türk tarafı 100 paragraftan 91’ini onayladığını
açıkladı. Rum tarafında ise, Kıbrıs Rum lideri Yorgo Vasiliu
paketi onaylarken, daha sonra iktidara gelen Glafkos Klerides
ile bu pakete karşı çıktı.
1993 - AB, Haziran 1993’te Kıbrıs’ın tam
üyelik için gerekli
şartları taşıdığını belirten görüşünü yayınladı. Aynı yıl Yunanistan ve
Kıbrıs Rum kesimi arasında Ortak Savunma Doktrini imzalandı.
1994 - BM Genel Sekreteri Butros Gali’nin
girişimleriyle
ortak anlaşma zemininin oluşturulması amacıyla ‘Güven Arttırıcı
Önlemler Paketi’ düzenlendi. ABD’nin destek verdiği pakete Rum tarafı
karşı çıkınca 1994’te rafa kaldırıldı.
1996 - 3 Haziran’da bir Kıbrıslı Rum asker,
BM denetimindeki
bölgede bir Kıbrıslı Türk asker tarafından vurularak öldü. 11 Ağustos
1996’da Kıbrıslı Rum motosikletçiler, Yeşil Hat’tı geçmeye kalkışınca
Kıbrıslı Türk göstericiler ve Türk askerleri ile çatıştı. 70’ten fazla
kişi yaralandı. Bir Kıbrıslı Rum öldü.
14 Ağustos 1996’da Kıbrıs’ta Derinya
bölgesinde Türk güvenlik
güçleri, Türk bayrağını indirmeye kalkışan bir Rum gencine ateş açtı.
Rum genç hayatını kaybetti. 8 Eylül 1996’da Güney Kıbrıs tarafından
açılan ateş sonucu bir Türk askeri öldü, biri yaralandı.
13 Ekim 1996’da Kıbrıs Türk kesimine geçen
bir Rum, Kıbrıslı Türk askerlerince öldürüldü.
6 Şubat 1997’de Kıbrıslı Türk ve Rumlar
birbirine ateş açtı. Ölen ya da yaralanan olmadı.
1997 - 4 Ocak’ta Kıbrıslı Rumların,
Rusya’dan S-300 yerden
havaya 150 km. menzilli füze alımına ilişkin anlaşmaya imza koyması
uluslararası arenayı ve dolayısıyla hassas Türk-Yunan ilişkilerini
karıştırdı. Türkiye, Kıbrıslı Türklerin güvenliğini tehdit edecek
herhangi bir gelişmeye göz yummayacağını açıkladı. İngiltere ve BM de
anlaşmaya sert tepki gösterdi.
24 Şubat 1997’de AB, Kıbrıs’ın AB’ye tam
üyeliğine ilişkin
geleneksel tavrını değiştirerek, Kıbrıs’ın AB’ye tam üyeliğinin
gerçekleşebilmesi için Ada’da önce siyasi bir çözümün şart olduğunu
açıkladı ve Yunanistan da bu açıklamaya tepkilerini bildirdi. AB, ilk
defa topluluğa tam üyelik konusunda Kıbrıs Türklerinin de dikkate
alınması gerektiğini, tam üyelik görüşmelerine Ada Türklerinin de
katılması gerektiğini belirtmek suretiyle net bir şekilde ifade
ediyordu. Yunanistan Dışişleri Bakanı Theodoros
Pangalos, bu açıklamaların hemen ardından, AB’nin Doğu’ya
doğru genişlemesini veto edeceğini açıkladı.
1999 - AB’nin 10-11 Aralık 1999’da yaptığı
Helsinki
zirvesinde Türkiye’nin AB’ye tam üyelik için adaylığı resmi olarak
kabul edildi. Türkiye için tarihi bir öneme sahip olan bu zirvenin
sonuç belgesinde genişleme sürecindeki Türkiye’nin konumu ve Kıbrıs
sorunuyla ilgili özel maddeler de yer aldı. AB Helsinki zirvesi Buna
göre “Avrupa Birliği Konseyi, 3 Aralık tarihinde New York’ta Kıbrıs
meselesinin kapsamlı bir çözümüne yönelik olarak başlatılan görüşmeleri
memnuniyetle karşılar ve BM Genel Sekreteri’nin bu süreci başarıyla
sonuçlandırma yönündeki gayretlerine güçlü desteğini ifade eder. Avrupa
Birliği Konseyi, politik bir çözümün Kıbrıs’ın Avrupa Birliği’ne
katılımını kolaylaştıracağının altını çizer. Üyelik müzakerelerinin
tamamlanmasına kadar kapsamlı bir çözüme ulaşılamamış olursa, Konsey’in
üyelik konusundaki kararı, yukarıdaki husus bir ön şart olmaksızın
verilecektir. Bu konuda, Konsey tüm ilgili faktörleri dikkate
alacaktır.” denildi.
2000 - AB Komisyonu’nun 7 Kasım 2000’de
açıkladığı ve
Türkiye’nin AB’ye üyelik sürecindeki “yol haritasını” çizen Katılım
Ortaklığı Belgesi’nde (KOB) yer alan Kıbrıs’la ilgili ifadeler
Türkiye-AB arasında büyük bir krize neden oldu.
23 Nisan 2003 - Lefkoşa'daki Ledra Palace
sınır kapısı pasaportla her iki toplum için geçişe açıldı.
Ada, Türkiye için neden önemli ?
Kurtuluş Savaşı yıllarında Misak-ı Milli sınırları
içinde Kıbrıs da
bulunuyordu. Ancak bu tarihte Kıbrıs artık İngiliz egemenliğine geçmiş
ve Türkiye Ada üzerinde herhangi bir hak talep edemeyeceğini
belirtmişti. Bu nedenle, Türkiye 2. Dünya Savaşı yıllarına kadar Kıbrıs
konusundaki gelişmeleri uzaktan izleyebildi.
1821 yılında Yunanistan'da isyanın başlamasından
sonra, Kıbrıs'taki
milliyetçi Rumların başını çeken Kilise, bir isyan hazırlığına girişir.
Fakat dönemin Osmanlı valisi bu isyan planlarını öğrenerek,
isyancıların bir kısmını idam eder ve diğerlerini sürgüne gönderir. Bu
kişiler 1821 yılı sonlarında Roma'da toplanarak ilk Enosis bildirisini
yayınlarlar. Tüm Hıristiyan Krallarına çağrıda bulunarak, Kıbrıs'ın
Yunanistan'a ilhakı için yardımcı olmalarını isterler. 1878'de Osmanlı
Devleti, Rusya'ya karşı diplomatik desteğin bedeli olarak Kıbrıs'ı
İngiltere'nin "geçici yönetimi"ne bırakır.
Ada'yı Osmanlı hükümetinden kiralayan İngiltere, 1914 yılında
Osmanlı Devleti'nin 1.Dünya Savaşı'na katılmasından yararlanarak,
Kıbrıs'ı ilhak eder. Bu yönetim devri, Kıbrıs Rumları arasında
Enosis'in gerçekleşeceğine dair umutları artırır. Hatta bu durum, 1915
yılında İngiltere'nin Kıbrıs'ı Yunanistan'a teklif etmesiyle daha da
somutlaşır.
Neticede, 1571'den 1914'e kadar, neredeyse 4 asır Türk
hakimiyetinde
kalan Kıbrıs, bir takım oldu-bittilerle elden çıkar; Kıbrıs ve Kıbrıs
Türkleri'nin hayatında yeni bir dönem başlar.
Bu dönem Türkiye'nin NATO'ya girdiği yıllarda (1952) Kıbrıs'ın
da
Yunanistan'a bağlanma girişimleriyle sonuçlandı. 1950-55 yılları
arasında Türkiye'nin Kıbrıs politikası, İngiltere yönetiminin
korunması, bu statüde değişiklik olacaksa Türkiye'nin de söz sahibi
olması gerektiği yönünde şekillenmiştir. 1958-60 yılları arasında ABD
ve İngiltere, Türkiye ve Yunanistan arasında Kıbrıs'ın taksim edilmesi
fikrini gündeme getirmiştir. Türkiye o dönemde İngiltere'nin Ada'da
askeri ve siyasal varlığını Türklerin bir güvencesi olarak görmekteydi.
Diğer yandan Rumların arasında İngiltere karşıtı haraketlerin artması
İngiltere'nin Kıbrıs politikasında değişikliklere yol açtı. İngiltere,
Türkiye'nin Ada politikasında söz sahibi olmasını desteklemeye başladı.
1960 yılında kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti'nde Türkler ve Rumlar görünürde
eşit statülerde devlet yönetiminde rol oynamışlardır. Yunan kökenli
terör örgütlerinin Kıbrıs Türkleri'nin güvenliğini tehdit etmesi
üzerine 1960-74 yılları arasında Türkiye'nin Kıbrıs politikası,
Ada'daki soydaşlarımızı "garantör devlet sıfatı" ile korumak olarak
belirlenmiştir.
1974 yılındaki Kıbrıs Barış Harekatı ile birlikte daha önce
dile
getirilen Kıbrıs'ın taksimi konusu fiilen gerçekleştirilmiş olur.
Türkiye'nin Kıbrıs'a askeri müdahalesi sonrası Kıbrıs Rum toplumu ve
Yunanistan, konuyu sürekli milletlerarası platformlara taşımışlardır.
Zaman zaman başarılı olan bu Rum-Yunan taktiği karşısında Türkiye ve
Kıbrıs Türk toplumu, bir yandan, iki taraflı iki toplumlu bir
federasyon fikrini savunurken diğer yandan da uluslararası siyasi
temayüllere veya Kıbrıslı Rumların çeşitli adımlarına göre yeni siyasi
kararlar aldılar. Bu kapsamda Kıbrıs Özerk Türk Yönetimi, önce Kıbrıs
Türk Federe Devleti ve arkasından da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne
dönüştü. Son zamanlarda Kıbrıs Rum halkının Avrupa Birliği'yle birleşme
yönünde almış olduğu kararlar konuya yepyeni bir boyut kazandıracak
mahiyettedir.
Kıbrıs Rum Bölgesi'nin AB'ne üye olması, bir
taraftan Yunanistan
açısından Enosis'in gerçekleşmesi anlamına gelmekte iken; diğer
taraftan Kıbrıs sorununun taraflarından birisinin birleşik Avrupa
devletleri arasında yer alacağı manasındadır. Böyle bir gelişmeye
seyirci ve sessiz kalamayacağını açıklayan Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti, bu durumun gerçekleşmesi halinde Kıbrıs Türk Bölgesi'nin
de Türkiye ile birleşeceğini ve bütünleşeceğini ilan etmişlerdir.
Kıbrıs'ta Taksi dendiğinde ilk akla gelen firma KıbrısTaksi'den bir ilk daha,
Eğer isterseniz araçlarla birlikte göndereceğimiz POS cihazları sayesinde,
KıbrısTaksi ile yaptığınız Tur, Havalimanı Transferi gibi yolculuklarınızın ödemesini %0
komisyon karşılığında kredi kartınız ile de yapabilirsiniz.
|